ÜNLÜ ERKEKLERDEN “AİLE İÇİ ŞİDDETE SON!” KAMPANYASINA DESTEK! 
Yılmaz Erdoğan, Yetkin Dikinciler, Keremcem, Hakan Yılmaz ve Cemal Hünal Hürriyet Gazetesi’nin Aile İçi Şiddete Son! Kampanyası’na destek vermek için hamile göbekliği takarak çarpıcı pozlar verdi. Proje kapsamında satışa sunulan ENCINTA by muna markalı hamile tişörtlerinin satışından elde edilen gelir, Aile İçi Şiddete Son Kampanyası çerçevesinde yürütülen, Türkiye’nin ilk ve tek 7 gün 24 saat hizmet veren, 0212 656 96 96 numaralı Acil Yardım Hattı’na aktarıldı.

5 ünlü erkek; ünlü oyuncu Yılmaz Erdoğan, Mavi Gözlü Dev filmindeki Nazım Hikmet rolüyle gönülleri fetheden Yetkin Dikinciler, pop müziğin yakışıklı romantiği Keremcem, Avrupa Yakası dizisinin kabadayı Osman’ı Hakan Yılmaz ve Asi dizisi ve Issız Adam filmiyle tanıdığımız Cemal Hünal, aile içi şiddete karşı mücadeleye destek olabilmek için hamile göbekliği takarak objektif karşısına geçtiler.  Hamile kıyafetleri markası ENCINTA by muna’nın projeye özel ürettiği ve üzerlerinde sevgi mesajlı illüstrasyonlar yer alan 5 farklı renkteki tişörtle poz verdiler.

Televizyon, sinema ve müzik dünyasının sevilen bu 5 ismi ayrıca, aile içinde yaşanan şiddetle ilgili düşüncelerini paylaştılar, mesajlar verdiler. Şiddetin yok olması konusunda dileklerde bulundular.  

Aile İçi Şiddete Son Kampanyası’nı desteklemek üzere ENCINTA by muna’nın ürettiği sarı, pembe, beyaz, mavi ve yeşil renkteki tişörtlerlerin satıştan elde edilen gelir Aile İçi Şiddete Son Kampanyası Acil Yardım Hattı yararına, Aralık Derneği’ne aktarıldı.

Belleklerden silinmeyecek kareleri fotoğraf sanatçısı Bennu Gerede fotoğrafladı.

Organizasyonun tamamını Hip Atölye gerçekleştirdi.

PROJEYE DESTEK VEREN ERKEKLER NE DEDİ
YETKİN DİKİNCİLER
“Kutsal sayılan ailede dahi şiddetin mazereti yoktur” 
Yaptığım işten dolayı, beni farkeden insanların bu projeyi de farkedebileceklerini düşündüğüm için kabul ettim. İstedim ki, ‘aile kutsaldır’ teranesine kapılıp, aile içinde olan bitenlerin, kişinin yaşama hakkına, beden bütünlüğüne, ruh sağlığına verdiği zararı görmezden gelmeyelim. Şiddetin her türlüsüne, aile içi olanına da dur diyelim. Şiddet, empatiyle, hoşgörüyle, farklılıkları zenginleştirici sayarak ve insan onurunu her şeyin üstünde tutarak yok olabilir.

Hamile olunca neler hissettim?
Göbekliği taktım, objektif karşısına geçtim. Çekim bittiğinde, ekip giydiğim tişörtü imzalamamı istedi. İmzayı atmadan önce, iki kelime yazmak geldi içimden; “İçimde hissettim.” Hiçbir akrabalık bağı, hiçbir medeni durum, bir insana diğerine hükmetme, hükmünü zorla, şiddetle geçirme hakkını vermez. Sosyal alanlarda olduğu gibi, özel alanlarda da, kutsal sayılan aile içi ilişkilerde dahi, şiddeti hoş görecek bir mazeret yoktur, olamaz! 
HAKAN YILMAZ
“Bir kadına şiddet uygulamak zayıflığın en büyüğüdür” 
Bilinçli bir birey olarak zaten bu tür sosyal sorumluluk projelerinde bulunmak en doğal harekettir. Şiddetin tamamen yok olacağını asla düşünmüyorum ama dünya üzerinde halen devam eden savaş ve iç savaşlar var. İnsanoğlu varolduğu sürece bunlar devam edecektir. Ama aile içi şiddete gelince önümüze çok daha acımasız ve eğitimsizce bir tablo sunuluyor. İnsanın kendi ailesine, çocuğuna şiddet uygulamasını affedilmeyecek derecede bir çirkinlik ve çaresizlik olarak görüyorum.

Bu davranışların ve eylemlerin sona erebilmesi için sadece eğitim değil, psikolojik yardımların da verilmesi gerekiyor.

Hamile olunca neler hissettim?
Daha önceki yıllarda komedi dizilerinde hamile erkek rolü oynamıştım ve aynı kıyafetlere bürünmüştüm. Eminim ki asla bir kadın gibi hissedemeyiz ve o duyguları yaşayamayız. Çok samimi söylüyorum kadınların ve hamile kadınların işleri bizlerden çok daha zor. Bir de bu duruma şiddet eklenince daha da üzücü ve acınası bir durum ortaya çıkıyor. Şiddetin her türlüsünü lanetliyorum! Şiddet göstermek ve bir kadına şiddet uygulamak zayıflığın en büyüğüdür.
KEREMCEM
“Kutsal aile sınırlarını çizerken şiddeti dışarıda bırakmalı” 
Şiddetin her türüne karşı olmam bu projede yer almamın en önemli sebebiydi. Sırf aile içinde yaşanıyor diye şiddeti mazur görmek veya görmezden gelmek hepimizin ayıbı olurdu. Ailenin mahrem yapısını, şiddeti gizlemek ya da haklı göstermek amacıyla kullanmak bu kuruma yapılabilecek en büyük kötülük bence. Sebebi ne olursa olsun aile içi şiddete karşı durmak ve buna maruz kalanları bilinçlendirmek, korumak ve gizlememeleri için yüreklendirmek hepimizin ödevi.

Şiddetin nasıl yok olmasını düşündüğümde, ne yazık ki bu bir hayal olarak kalacak. Hayatta kötü olan hiçbir şey yok olmadığı gibi bu da kalacaktır. Bütün dünyada sebebi para da olsa vatan toprağı gibi yüce bir amaçla da olsa insanlar birbirini öldürürken, ilkokul çocukları kendi okullarını basıp kendi arkadaşlarını keserken bunun aile içinde olmamasını düşünmek ne yazık ki hayalden öteye geçemez. Ama her kötülüğün cezası var, hukuk ve kanunlar da bu yüzden değil mi zaten? Yeter ki gizli kalmasın, haklı görülmesin. Bu bilinci yaratmanın tek yolu ise eğitim. Ailenin kutsallığının sınırlarını çizerken şiddeti dışında bırakmanın başka yolu yok.

Hamile olunca neler hissettim?
Göbekliği taktığımda, empati yapmaya çalıştım. Empati toplumumuzun en büyük eksiği bence. Bedeninde iki can taşımanın nasıl bir duygu olduğunu merak ederdim hep. Duygusal açıdan olmasa da fiziksel olarak bunu hissetmek değişik ve heyecan vericiydi benim için. Ve karnında bebeğini taşıyan bir anneye şiddet uygulamanın kabul edilemezliğini daha da perçinledi benim için. Şiddet uygulanan her annenin zırhı olmak istedim o an.  Bence her erkeğe bu göbeklik takılmalı, belki o zaman biraz akılları başlarına gelir.
YILMAZ ERDOĞAN
“Aile içinde yaşanan şiddetin son bulması ile dışarıda yaşanan şiddet de sona erecektir” 
Şiddetin aile içi ve dışı her türlüsüne karşıyım. Bu sebeple bu projede olmayı istedim. Yeni bir nesil gelecek ve şiddetin bu kadarı iyi, bu kadarı kötü ayrımını yapmadan bunu en büyük ayıp olarak sayacak ve artık şiddet uygulanmayacak. Şiddet aile içi ya da dışı diye ayrılmadan toptan bitmeli diye düşünüyorum. Öbür taraftan zaten aile içinde yaşanan şiddetin son bulması ile dışarıda yaşanan şiddet de sona erecektir. Klasik bir yorum da olsa eğitim çok önemli.


Toplumumuzda şiddeti uygulayan hiçbir bireyin ben şiddet seviyorum dediğini zannetmiyorum. Ve bu insanların şiddeti neden uyguladıklarını bile bilmediklerini düşünüyorum. Bu bağlamda eğitim stratejileri çok önem kazanıyor. Bu stratejiler değiştirilmeli ve öncelikle içimizdeki şiddete yönelmeliyiz. Şiddet içerikli kelimeleri kendi içimizde tehdit unsuru gibi kullanmamalıyız. Bunlar toplumsal olarak yapılabilecekler.

Bireysel olarak ise bu tür kampanyalar çok güzel. Bunlar arttırılmalı ve herkes elinden geldiğince bireysel olarak bu tür projelere destek vermeli.  

Hamile olunca neler hissettim?
Ben zaten baba adayı birisi olarak bir süredir karnımda bir varlığın hissiyle yaşıyorum. Göbekliği taktığım zaman yaşadığım hissi, şu aralar iyi bildiğimi söyleyebilirim.
CEMAL HÜNAL
“Önemli olan çocukların şiddetten uzak, güzel ve mutlu yaşayabilmeleri”
Gelecek nesillerin şekillenmesindeki en etkin öğe sağlıklı bir aile ortamıdır. Benim için en önemlisi çocukların şiddetten uzak, güzel ve mutlu yaşayabilmeleri, doğru şekillenebilmeleri.

Şiddetin insanlarla beraber dünyaya çarpan bir meteorla yok olacağını düşünüyorum. Hamile olunca neler hissettim?
Sünger bir göbeklik takmış gibi hissettim. Bu şekilde karnında canlı yavrusunun ağırlığını hisseden bir annenin duyguları anlaşılamaz zaten değil mi?
AYŞE AKKAY- ENCINTA By Muna Firma Sahibi Encinta by muna’dan Ayşe Akkay, aile içi şiddete maruz kalan herkesin bu proje sayesinde artık şunu çok iyi bileceğini söylüyor: “Susmak asla bir çözüm değil ve şiddete uğrayan bir kişi kesinlikle sahipsiz ve yalnız değil! Birileri yardım etmek için bir telefon kadar yakınlarında, aramalarını bekliyorlar.” Akkay, şöyle devam ediyor: “Bu yaraya biraz da olsa merhem olabilmek için bizler Encinta by muna olarak Hürriyet'in bu sosyal sorumluluk projesine destek vermek istedik.

Tasarım hamile kıyafetler üreten bir firma olarak bu proje için hamilelik temasını da ortaya çıkartan çok özel 5 farklı tişört tasarladık. Encinta by muna markası olarak Aile İçi Siddete Son! diyor ve bunun tüm toplumda gerçek olmasını diliyoruz.” 

Şiddetin insanlarla beraber dünyaya çarpan bir meteorla yok olacağını düşünüyorum.
Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı Hakkında Aile içinde kötü muamele ve şiddete maruz kalan kadınlara, yasal, psikolojik ve tıbbi destek sağlamak amacıyla 15 Ekim 2007’de kurulan ve 7 gün 24 saat hizmet veren 0212-0549 656 96 96 numaralı Acil Yardım Hattı’na kurulduğu günden bu yana Türkiye’den ve yurtdışından binlerce telefon alan Acil Yardım Hattı ülkemizdeki “Aile İçi Şiddet” sorununa ışık tutuyor. Acil Yardım Hattı Türkiye’nin bölgesel şiddet haritasını da gözler önüne seriyor.
AYH nasıl işliyor? Acil Yardım Hattı için özel olarak düzenlenmiş bir teknik donanıma sahip olan hatta, telefonlara sadece uzman psikologlar cevap veriyor. Ayrıca İstanbul Barosu’na kayıtlı bir avukat da hukuki danışmanlık için hattın başında hazır bulunuyor. Arayan kişilerin bilgileri gizli tutuluyor. Ancak polisin müdahale etmesini gerektiren riskli durumlarda psikologlar ilgili bölgedeki projeyi destekleyen emniyet birimini haberdar ediyor.
© 2012 HİP ATÖLYE ALL RIGHTS RESERVED