Sumru Yavrucuk, Sinem Güven, Burcu Kara, Bennu Yıldırımlar, Fadik Sevin Atasoy, Şenay Gürler, Ceyda Düvenci ve meme kanserini yenmiş olan 5 kadın meme kanseriyle mücadele eden kadınlara destek vermek; erken teşhiste farkındalık yaratmak amacıyla objektif karşısına geçtiler. Anlattıkları gerçek hikayeleri ve anlamlı mesajlarıyla birlikte ortaya "UMUT PERİLERİ” sergisi çıktı!

Dev kurdele, kelebek, fular gibi değişik aksesuvarlarla göğüslerini kapatarak meme sağlığına dikkat çekmeye çalıştılar. Operasyon geçirerek hastalığı yenmiş olan Nursel Durmazoğlu, Andrea Cem, Ayten Alpün Yılmaz, Leyla Güngör ve Gül Yılmaz da ameliyat sonrasında "kadın olma” hallerinin değişmediğine dikkat çekmek ve hastalıkla mücadelede umut ışığı olabilmek amacıyla, akıllarda yer edecek karelere hayat verdiler.

Televizyon ve sinema dünyasının sevilen bu isimleri ayrıca meme kanseri ile ilgili mesajlar verdiler, yakın çevrelerinden gerçek hikayeler anlattılar. Meme kanserini yenen kadınlar da mücadelelerini anlatarak hemcinslerine meme kanserinin atlatılabilecek bir hastalık olduğu konusunda umut ışığı oldular.

Türk kadınını meme kanseri konusunda bilinçlendirmeyi amaçlayan bu belleklerde yer eden sergiyi fotoğraf sanatçısı Bennu Gerede fotoğrafladı. Sergi Rowenta tarafından da desteklendi. "Umut Perileri” 22 Mayıs 2009'da Astoria Alışveriş Merkezi'nde, 12 fotoğraf karesi olarak 1 hafta boyunca ziyaretçileriyle buluştu. Acıbadem Kurumu'nun desteğiyle ziyaretçilere mamografi hizmeti konusunda indirim imkanı sağlandı.
ANDREA CEM (38)
"Hastalığımı ailemin sevgisi ile yendim" 35 yaşımdayken yaygın meme kanseri olduğumu öğrendim. Bir anda hayatım yıkıldı. Beni nelerin beklediğini bilemiyordum. Yaşayabileceğim şeyler için önümde çok az vakit var diye düşündüm. Beni kurtaran ve bilmediğim çok önemli bir şey vardı. O da arkadaşlarım ve ailemin bana desteği ve gösterdikleri sevgi. Ameliyatla iki memem de alındı.

Daha sonra silikon dolgu protez koyuldu. Kemoterapi ve ameliyat aralarında bütün beni sevenler o kadar yanımda oldular ki, yardımları ölçülmezdi. Şimdi 3 sene geçti ve kansersiz bir hayat ile sonsuza dek değiştim. Her sabah uyandığımda hayatıma ve hayatımdaki herkese şükrediyorum, minnetarım.
GÜL YILMAZ (53)
"Önemli olan yaşamak" 2001'de sağ göğsümün şiştiğini fark ettim. Doktora gittim, kist olduğunu söyledi. İlaç kullanmamı önerdi. Zayıflamaya başladım. Rahmimde kanama oldu. 2002'de tekrar doktora gidince meme kanseri olduğumu fark ettim. Hemen ameliyat olmam gerektiğini söyledi. İlk anda büyük bir şok geçirdim. Boşluğa düştüm.

"Yeter ki hayatta kalayım" diyerek ameliyatı kabul ettim. Eşimi de kaybetmiştim. Arkadaşlarım, akrabalarım bana hep destek oldu. İnsan bu noktaya gelince, bütün koşuşturmaların, kaygıların, hırsların anlamsız olduğunu fark ediyor. Ameliyattan sonra ikinci bir hayata başladım. Kemoterapi tedavisi gördüm. Zor günleri beni seven insanların desteğiyle aştım.

Çünkü bu hastalıkta moralin yüksek olması çok önemli. Şimdi düzenli olarak kontrollerimi yaptırıyorum. Meme kanserinden korkmayın! Vücudunuzdan bir parça alınsa ya da göğsünüz alınsa ne olur ki? Önemli olan yaşamak! Zamanında müdahale edip kanseri yenmek! Amazon kadınlar daha iyi ok atabilmek için göğüslerini kestiriyorlarmış. Ben de kendimi "Amazon Kadın" olarak görüyorum.
LEYLA GÜNGÖR (40)
"Kızım bana güç verdi" Meme kanseri hastalığım, kızım 1,5 yaşındayken ortaya çıktı. 2003 yılının Mayıs ayında. Bir akşam eşimle sohbet ederken tamamen içgüdüsel bir hareketle bir anda parmağımı mememin üzerine koydum ve orada bir kitle olduğunu fark ettim. Hemen ertesi sabah doktora gittik. Parça alındı ve tetkikler yapıldı.

Meme kanseri olduğumu öğrenince dünya o an başıma yıkıldı. Doktorum anlatmaya çalıştı ama tek düşündüğüm şey kızımdı:

"Ben öleceğim ve çocuğum annesiz kalacak. Tüm özel günlerinde hep yalnız olacak ve ben onun büyümesini göremeyeceğim” diye düşündüm.

Ameliyat esnasında mememin dörtte biri, lenf bezlerimden de epeyce alındı. Kemoterapi öncesi peruğumu yaptırmıştım. Saçlarım dökülmeye başlayınca peruğu takıp, makyajımı yapıp, dökülen kirpik ve kaşlarımı kalemle çizerek işe gidip sonra da eve çocuğuma koşuyordum. Hatta peruğum arkadaşlarla aramızda şaka konusu olmaya başlamıştı. Rüzgar çıktığı zaman, peruk uçarsa siz beni bırakın peruğun peşinden koşun diyordum onlara. Sonrasında da radyoterapi tedavisi gördüm. Her gün sabah erkenden hastaneye gidip oradan da işe yetişiyordum. Bu koşuşturma; iş, tedavi, çocuk, ev kısacası hepsi hastalığımı kafama çok fazla takmamı engelledi. Ayrıca çok kitap okudum, hala da okurum.

Doktorumun telkinleri de beni çok olumlu etkiledi: "Siz şu anda ameliyat oldunuz. Artık hasta değilsiniz. Tekrar önlem almak için de sürekli kontrolleriniz oluyor. Ama hasta olup bunu bilmeyen binlerce insan var ve bilmedikleri için de her geçen gün hastalıkları ilerliyor. Onlar sizden çok kötü durumdalar. Oysa siz yarın meme kanserinden ölmeyeceğinizi biliyorsunuz, ama herhangi bir nedenden dolayı hepimiz 5 dakika sonra ölebiliriz." Çocuğumun küçük olması, bana ihtiyaç duyması inanılmaz bir güç verdi. Yoğun çalışmak da hastalığı düşünmemi engelledi. Artık çok mutluyum. Kuzucuğum da 8 yaşında oldu.

TÜM KADINLARA TAVSİYEM : İnancınız, dininiz neyse ona inanın, sarılın. Çünkü bu çok önemli. Tedavinizi yaptırıp takipleri yaptırın, ihmal etmeyin. Çocuklar, aileniz ve onların desteği inanılmaz önemli. Çalışıyorsanız işinize de sarılın. Hobi edinin. Çünkü evde oturup sürekli düşünmek çok moral bozucu olur. Bol bol kitap okuyun. Kısaca hayata tutunun!
AYTEN ALPÜN YILMAZ (42)
"Kanser, arkasında daha güçlü bir ben bıraktı" Bu projede yer almaktan dolayı çok mutluyum. Organizasyonu yapanlara bana da bu sergide yer verdikleri için teşekkür ediyorum. Kısa bir süre önce meme kanserini atlattım. İlk teşhis konduğunda çok korkmuştum. Çocuklarımı ve eşimi düşünmüştüm. Ama kısa bir sürede kendimi telkin ederek bu korkuyu atlatım.

Bu hastalığın ne kadar yaygın olduğunu görünce de şaşırdım. Herkesin bir arkadaşı, ablası, teyzesi, annesi buna yakalanmış.

Ne iyi ki meme kanseri çaresi olan bir kanser şekli ve ben çok şanslıydım. Kemoterapi görmek zorunda kalmadım. Alınan memeye gelince... Kadın olmak memeli olmaktan ibaret değil, bizde çok daha fazlası var. Ayrıca yerine yenisi yapılabiliyor. Kimliğimden ya da kadınlığımdan bir şey kaybettiğimi düşünmüyorum.

Böyle hissetmemin sebebi arkamda bana çok destek olan kocamın varolması! Bana olan sevgisiyle her şey daha kolay oldu.Bu olay benim için kendimde yeni güçler keşfetmemi sağladı. Bu yüzden bu döneme kötü bir dönem olarak bakmıyorum. Geldi geçti ve arkasında daha güçlü bir ben bıraktı.
BENNU YILDIRIMLAR - Oyuncu
Hayatlarımızı kontrol edebildiğimiz gibi vücutlarımızı da kontrol edebilsek... Keşkelerimiz olmasa... En başından yakalayabilsek...
BURCU KARA - Oyuncu
Dokun kendine, utanma, barış kendinle, savaşma. Elin, gözün, göğsün ne farkeder, sen değil misin önemli olan? Geç kalma iyiliğin için, sonra gözyaşları dökmemen için, dokun kendine, kendin için. Ben meme kanseriyle annemle birlikte tanıştım. Çok şükür ki o dokunmuştu kendine ve geç değildi. Belki vücudunun bir parçası gitti ama hayattan kendi için büyük dersler aldı ve bize çok şey öğretti. Dokunmayı, dinlemeyi, sormayı, sorgulamayı... Bu yazıyı yazmayı... Şu an sağlıklıysan, tüm bedenin ve sağlığının devamı senin elinde.
İnan ki kaybettikten sonraki günler çok acılı ve sancılı. Hadi! Geç olmadan!..
CEYDA DÜVENCİ - Oyuncu
Sağlıklı toplum için bilinçli, sağlığına bakan kadın! Hayat kendimizi sevince güzel… Kendini seven kadın; sağlığı için tehlikeli olan her şeyden uzak durmaya çalışan, bilinçli olan ve gerekli kontrollerini gerekli zamanında yaptırandır. Sağlık elden giderken "keşke" dememek için bilinçli, kontrolden ve doktorlardan kaçmayan kadınlar olalım.
FADİK SEVİN ATASOY - Oyuncu
Amazonlar da tek göğüslüdür ama savaşçıdırlar!
NURSEL DURMAZOĞLU (60)
"Beni yaşam sevincim ayakta tuttu" 30 yaşımdan itibaren banyodan sonra elimle meme muayenesi yapıyordum. 2000 yılında yine bir gün banyo sonrası göğsümün altında bir çukur oluştuğunu, aynı zamanda da bir sertlik olduğunu fark ettim. Hemen doktora koştum. Muayeneden sonra biyopsi yapıldı. Meme kanseri teşhisi kondu. Doktorumun tavsiyesiyle 10 gün sonra ameliyat olmaya karar verdim. İleride bir risk oluşmaması için ameliyat esnasında lenf bezlerim de alındı.
Kanser olduğumu ilk öğrendiğimde "Eyvah öleceğim" dedim.

İlk günler bu korkuyla yaşadım ve zor zamanlar geçirdim. Çevremdeki arkadaşlarım çok neşeli, kendiyle barışık bir insan olduğumu ve bu hastalığı bana yakıştıramadıklarını tekrarlayıp duruyorlardı. Doktorum ameliyatla bu hastalığı atlatacağımı söylemişti ama ölüm korkusundan uzaklaşmam zaman aldı. Evet ameliyat sonrası göğsümü kaybedecektim ama hayatımı yeniden kazanacaktım!

Ameliyata kadar kuşkuluydum fakat doktoruma çok güveniyordum.Erken teşhis olduğu için şanslıydım. Ameliyattan sonra ise içim tamamen rahatladı. Doktorum kemoterapi almama gerek olmadığını söyledi.

Öyle ya da böyle herkesin şu hayatta bir ölüm sebebi var. Korkmayın ama kontrolü de elden bırakmayın. Pozitif enerji çok önemli. Ben bu hastalığı pozitif enerjimle yendiğimi düşünüyorum. Hasta olduğumu unutturacak hobiler buldum. Şu anda 9 yıl oldu. Bu hastalıkla mücadele eden insanlara ameliyata girmeleri konusunda destek oluyorum. Beni yaşam sevincim ayakta tuttu.
ŞENAY GÜRLER - Oyuncu
Ben kadınım ve bedenimi seviyorum. Bedenime saygı duyuyorum. Hem anneliği hem de kadın olduğumu hissettiren göğüslerime önem veriyorum. O yüzden meme taraması yaptırıyorum. O yüzden % 95 gibi bir oranla hastalığı erken teşhis edebilen 'mamografi'yi çektiriyorum. Kadınlar! Hayat sizin hayatınız, beden de sizin bedeniniz. Lütfen göğüslerinize dokunun ve kontrol ettirin.
SİNEM GÜVEN - Model
Meme kanserinde erken teşhiste kadının kendi kendini muayenesi çok önemli. Her banyoda kadının kendi kendini muayene etmesi ve bir değişiklikle karşılaştığında doktora gitmesi gerekiyor. Bence bu konuda kadınların jinekoloğa değil meme cerrahına gitmesi çok daha güvenilir bir yol.

40 yaşını geçmiş kadınlar da düzenli olarak mamografi çektirmeyi ihmal etmemeli. Özellikle ailesinde bu riski taşıyan kadınlar buna daha çok dikkat etmeliler.

Yeni bebekli anneler de emzirmenin bebeklerinin sağlığı kadar kendi sağlıkları için de önem taşıdığını unutmamalılar.
SUMRU YAVRUCUK - Oyuncu
Kendine dokunmak, bazen hayata dokunmaktır. Zamanında yaşanan bir dokunuş, sana bir hayat daha kazandırabilir. Kendine dokunmaktan korkma!
Projenin tamamını Hip Atölye gerçekleştirdi.
© 2012 HİP ATÖLYE ALL RIGHTS RESERVED